|
İZNİK
Kendi
adını taşıyan gölün doğusunda, günümüzden 2400 yıl önce kurulmuş olan İznik,
çini diyarı olarak tanınmaktadır. Rakımı 85m,yüz ölçümü 753 km2dir. 2007 yılı
verilerine göre yaklaşık 45 bin kiflinin yaşadığı İznik ilçesi;ilçe merkezinde
bulunan 7 mahalleden, 37 köy ve 2 beldeden oluşmaktadır.
Tarih: İznik, dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir
yerleşimlerden biridir. Bitinya,Bizans, Selçuklu, Osmanlı imparatorluklarının
başkenti olmuştur. İznik´te M.Ö 2500 yıllarından itibaren uygarlıkların var
olduğu bilinmektedir. M.Ö 316´da Makedonya imparatoru İskender´in komutanı
Antigonos tarafından yenilenen ve Antigoneia adını alan kent; Antigonos´un
Lysimakhos´a yenilmesinden sonra muzaffer komutanın efli Nikaia´nın adını
almıştır. M.Ö 293´te Bitinya krallığına katılmış, bu dönemde önemli mimari
eserlerle donatılmış ve bir süre de krallığın başkenti olmuştur. Daha sonra
önemli bir Roma yerleşim birimi olarak varlığını sürdürmüştür.İznik, 325
yılında Hristiyanlık açısından çok önemli bir olay olan I. Konsül
toplantısına ev sahipliği yapmıştır. Bu toplantıda Hz. İsa´nın tanrıdan
dünyaya gelmediği tezine karşılık,tanrının oğlu olduğu görüşü baskın çıkmış,
Hristiyanlık ile ilgili yortu günleri ve 20 maddelik Nikeia Kanunları kabul edilmiştir.787´de
toplanan VII. Konsül de İznik´te gerçekleşmiş olup bu toplantıda resim ve
heykel üzerindeki yasaklar kaldırmıştır.Bizans ve Selçuk´a da başkentlik
yaptıktan sonra 1331´de Orhan Gazi tarafından Osmanlı topraklarına katılmış;
sanat, ticaret ve kültür merkezi haline gelmiştir. 14, 15, 16. yy´larda
dünyaca ünlü İznik çinilerinin üretimi gerçekleşmiştir.
İznik Köyleri
Aydınlar
- Bayındır
- Çakırca
- Çamdibi
- Çamoluk
- Çandarlı
- Çiçekli
- Derbent
- Dereköy
- Dirazalı
- Elmalı
- Göllüce
- Görmüzlü
- Hacıosman
- Hisardere
- Hocaköy
- İhsaniye
- Inıklı
- Karatekin
- Kaynarca
- Kırıntı
- Kutluca
Mahmudiye
- Mecidiye
- Mustafalı
- Müşküle
- Nuzhetiye
- Orhaniye
- Osmaniye
- Ömerli
- Sansarak
- Sarıağıl
- Süleymaniye
- Şerefiye
- Tacir -
Yenişerefiye
- Yürükler
İznik Hakkında
Ekonomi: Ağır sanayi yatırımlarının bulunmadığıİznik ovası, zeytin,
üzüm, şeftali, kiraz,erik, ceviz, kestane, elma ve domates üretiminde önemli
bir potansiyele sahiptir. İznik’te üretimi yapılan tarımsal ürünler içinde
zeytin,çiftçi ailelerinin %70 gibi önemli bir kısmının gelir kaynağı olarak birinci
sırayı almaktadır.İlçede yöreye has bir ürün Müflküle üzümü,
yetiştirilmektedir.İznik Gölü’nde tatlı su kereviti ve sazan, yayın,alabalık,
kızılkanat, gümüş gibi balık çeşitleri bulunur. Kerevit ve gümüş balığının
tamamı ihraç edilir; diğer ürünler bölgede tüketilir.
Doğa Turizmi: İlçenin doğası, arkeolojik ve tarihi
kalıntıları ile gölün doğal kıyı şeridi piknik yapmaya elverişli geniş
ağaçlık alanlarıyla turizme canlılık katar. Hacı Osman Köyü ve çevresinde
yamaç paraşütü ve çim kayağı sporları için uygun alanların tespiti ile bu
sporlara ilgi duyanlara ev sahipliği yapmaya başlamıştır.
İznik Çinisi: İznik, Osmanlı devrinde, büyük çini
merkezlerinden biridir. 15. yy´da başlayan çinicilik, kısa sürede büyük
gelişme göstermiş ve şehir Çinili İznik olarak anılmaya başlamıştır.
Çinicilik ile uğraşan esnaf, güçlü bir lonca etrafında örgütlenmişti.
17.yy´da Osmanlı Devleti´nin duraklaması ile beraber, İznik çiniciliği de
gerilemiş ve 1716´da İznik´te çini faaliyeti tamamen durmuştur. Günümüzde
bilimsel metotlarla yapılan çalışmalarla İznik Çinisinin sırları ortaya
ç›karılmakta, kent merkezinde yeniden faaliyete geçen Çini atölyelerinde
birbirinden güzel çini kâseler, tabaklar ve hediyelik eşyalar üretilmektedir.
Tarihi-Kültürel Mekânlar: İmparatorluklara başkentlik yapmış olan
İznik, tarihi ve kültürel eserler bakımından oldukça zengindir. İznik Müzesi
ile Ayasofya Müzesi’nin faaliyet gösterdiği İznik’te; Helenistik çağdan
itibaren Roma,Bizans ve Osmanlı döneminden kalma anıtsal yapıları, tarihi ve
kültürel tarihi ve kültürel eserleri, doğal güzellikleri ile önemli bir
turistik ilçedir.
İznik Surları: İlçeyi çeviren kale, Roma döneminde
yapılmıştır. İki sıradan meydana gelen sur duvarları kesme taş ve
tuğladandır. İstanbul Kapı, Göl Kapı, Yenişehir Kapı ve Lefke Kapı olmak
üzere İznik kalesinin dört giriş kapısı vardır.
İznik Antik Tiyatrosu: İznik’in güneybatısında göl kıyısı ile
Yenişehir sur kapısının arasında düz bir araziye 111/112 yıllarında yapılmış
olan bu mekân, Anadolu’nun ayakta kalan en görkemli arkeolojik yapılarından
biridir.
Befltafl Anıtı: İznik’in kuzeyinde bağlar arasında yer alan 12
metre yüksekliğindeki bu anıtın (obeliskin) 150 ila 250 yıllarında dikildiği
tahmin edilmektedir.
Berber Kayası Kral Lahti: İznik’in doğusundaki
tepenin eteklerinde bulunan yekpare bir lahittir.‹.Ö. II. yy.dan kalan bu
lahdin Bthinya Kralı II. Prusias’a ait olduğu sanılıyor.
Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içinde yer alan
Tümülüs Roma döneminden kalmadır.
Taş Köprü: Roma döneminde Orhangazi yolu üzerinde yapılan
taş köprü, 20 m. uzunluğunda,2,5 m. genişliğindedir.
Ayasofya Kilisesi: Bizans döneminde yapılan bu kilise, İznik’in
fethi sonrası minare ve mihrap ilave edilerek camiye dönüştürülmüş
olup,günümüzde “müze” olarak kullanılmakta, Bizans dönemi eserler
sergilenmektedir.
Bizans Yeraltı Mezarı: Elbeyli kasabasında,Hesbekli mevkiinde
bulunan yer altı mezarının M.S. IV yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır. Tavan ve
duvarlar hayvan figürlerinden oluşan fresklerle bezelidir. Bu hipojenin en
önemli özelliği duvar motiflerinde çok renkli fresklerin kullanılmış
olmasıdır.
Böcek Ayazması: Koimesis Kilisesi’nin yakınında, M.S. VI.
yüzyılda yapılan tek odadan ibaret bu Vaftizhane’ye 11 basamaklı merdivenle
inilerek ulaşılmaktadır.Koimesis Kilisesi Kalıntıları: 750 yılında yapıldığı
anlaşılan bu tarihi kilise deprem ve yangınlar sonucu harap olmuş, en son
1922
yılında Kurtuluş Savaşı esnasında yıkılmışolup, kilisede geç döneme ait
ikonalar, yağlı boya tabloları, 325 yılındaki konsülü tasvir eden bir resim
yer alıyordu.
Aya Trifanos Kilisesi: Dört sütunlu, kapalı haç planlı yapılan,
Bizans eseri kiliseden günümüze birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden
parçalar kalmıştır.
Hagios Tryphon Kilisesi: İznik Hükümdarı Laskaris tarafından
1255/56 yıllarında felsefe okulu ile birlikte yap›lan kilisenin kal›nt›lar›
üzerinde araştırmalar sürdürülmekte olup, kilise tabanının oldukça süslü
mozaiklerle kaplandığı anlaşılmıştır.
Hacı Özbek Cami: Çarşı içinde, tarihi bilinen en eski Osmanlı
camisidir. 1333’te yapılmıştır.Üç kemerli olduğu bilinen son cemaat
yeri,1959’da yıkılmıştır.
İznik Yeşil Camii: İznik’in en önemli ve büyük camisidir.
1378-1398 arasında Çandarlı Hayreddin Paşa yaptırmıştır. Osmanlı mimarisinin
en eski çinili yapısıdır. Adını yeşil çinilerle kaplı minaresinden alır.
Mermer mihrabı, Osmanlı mimarisinden kalan en eski örnektir.
Nilüfer Hatun İmareti: Yeşil Cami karşısında olup, 1388’de
Sultan Murad Hüdâvendigâr tarafından annesi Nilüfer Hâtun için
yapılmıştır.Osmanlı cami mimarisinde, başlangıçta çok kullanılan yan mekânlı
plân biçiminin, cami dışında bir uygulamasını göstermesi bakımından
önemlidir. 1960’dan beri İznik Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Orhan Gazi İmaret Cami: Yenişehir kapısı dışındadır. 1334’de
yapılmış olup, yan mekanlı camilerin öncüsüdür. Yıkık durumdadır.
Mahmud Çelebi Camii: 1442’de
sadrazam Çandarlı İbrâhim Paşa’nın oğlu Mahmud Çelebi yaptırmıştır.
İznik’teki kubbeli camilerin son örneğidir.
Çandarlı Hayreddîn ve Ali Paşa Türbesi: şehrin doğusundadır. 1387-1406
tarihli yapıda,mezar taşları çok önemlidir.
Çandarlı Halil Paşa Türbesi: Nilüfer Hâtun İmâreti
yakınındadır.İkinci Bâyezîd döneminde oğlu Atik İbrâhim tarafından
yaptırılmıştır.Şeyh Kudbeddin Camii ve Türbesi: XV. yüzyılda Sultan II.
Bayezid’in veziri Çandarlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış olup, türbede
1418’de vefat eden
o dönemin tanınmış alimlerinden şeyh Kudbeddin yatmaktadır.
Süleyman Paşa Medresesi:
1332’de yaptırılan bu mekân, bilinen en eski Osmanlı Medresesi’dir.Günümüzde
Çini sanatının gelişmesine ev sahipliği yapmaktadır.
Kırgızlar Türbesi: İznik’in
fethi esnasında yardım ederken şehit düşen Kırgız Türklerinin anısına Orhan
Gazi tarafından 1331’de yapılmıştır. Mimarisi ve kalem işi süslemeleri
bakımından zengin işçiliğe sahip türbe restore edilmiştir.
Sarı Saltuk Türbesi: Lefke
kapısının dışındaki bu makam türbesi XIV. yüzyılda yapılmıştır.
Alaaddin- Mısri Türbesi:
Osmanlı’nın ilk müderrisi ve rektörü Alaaddin Mısri yatmaktadır.
Abdülvahap Sancaktar Türbesi:
İslam ordularının VII. Yüzyılda İznik’i kuşatma esnasında şehit düşen
sancaktara ait olan yatır, Türklerin İznik’i fethi sonrası türbeye
dönüştürülmüştür.
Sitede bulunan bazı
bilgilerin hatalı olduğunu düşünüyorsanız
bize ePosta gönderek
ulaşabilirsiniz.
kopruhisar@hotmail.com
…………………….………………………………………………………………………………………………….
|